Aşk ve seks bağımlılığı da tedavi ister

31 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Saglik

Sadece uyuşturucu ya da alkolun bir bağımlılık olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü aşk da seks de bir bağımlılık ve bazen tedavi edilmesi gereken bir bağımlılık olabiliyor.

Batem 2006 yılında kurulan bir bağımlılık tedavi merkezi. Alkol ve madde bağımlılığı dışında başka bağımlılıklar üzerinde de çalışıyor. Alışveriş, internet, kumar, seks, ilişki, aşk, yeme bağımlılığını tedavi etmeye çalışıyorlar. Batem’in psikologu Alper Aksoy ile aşk ve seks bağımlılığı hakkında konuştuk.
Nilgün Yıldız yazıyor

Aksoy, “Kişiler zaten kendi teşhislerini koyarak geliyorlar. İnsanlar bu bağımlılıkları ilk önce araştırıyorlar ve sonrasında bu alışkanlıklarının kendilerine zarar vermeye başladığını düşündüklerinde bize başvuruyorlar” diyor.

‘Adam evli fakat ne olursa olsun ondan vazgeçemiyor’

Aşk bağımlılığı sürekli birilerine aşık olan mı yoksa birine takılıp kalmak mı oluyor?
Takılıp kalmak oluyor. Kişi benliğini kaybetmeye başlıyor. Karşısındaki kişi hayatının temeli olmaya başlıyor. Kişiden zarar görmesine rağmen bu kişiyi bırakamıyor. Birlikte olduğu adam evli olabilir adamın evli olduğunu biliyor fakat adamdan bir türlü vazgeçemiyor. Bu adamın kendisiyle evlenmeyeceğini, eşinden ayrılmayacağını bilse de ilişkiyi sürdürmeye devam ediyor. İşini aksatıyor, sürekli msn’de konuşmaya başlıyor, facebook üzerinden takip etmeye başlıyor. Kontrolsüz bir şekilde kişiyi takip ediyor. Sürekli onunla birlikte olmak istiyor, onunla olmadığı zaman kiminle olduğunu, ne yaptığını merak ediyor.

Eşi evden kovuyor ama çağırınca yine gidiyor

Anlattıklarınız aslında bizlere çok yabancı şeyler değil. Bu söylediklerinize bakarsak bugünlerde herkes aşk bağımlısı gibi görünüyor…

Çok sevmek apayrı bir şey fakat problemler ortaya çıkmaya başlıyor. Eğer hayatımız
Uzman Psikolog Alper Aksoy

etkilenmeye başlıyorsa sorun olmaya başlıyor. Hepimiz aşık oluyoruz, hepimiz sevdiğimiz kişiyi merak ediyoruz ama çok fazla o kişiyi takip etmeye başlıyorsak, evi, işi ihmal ediyorsak o zaman sorun var demektir. Örneğin bir hasta eşinden boşanıyor fakat ondan kopamadığı için eski eşi çağırdıkça gidiyor ve sadece cinsel olarak birlikte olmaya devam ediyor. Ama sonra adam kadını kapının önüne koyuyor. Sonra tekrar alıyor ve kişi bunu kabul ediyor. Eşine “hayır” diyemiyor fakat demek istiyor. Sevmenin haricinde artık o kişi olmadan hayatını sürdürememeye başlıyor. Sabah kalkıyor mesaj atıyor mesela “Ben uyandım” diye ve bekliyor. Karşı taraftan mesaj gelmeyince sıkıntıya düşmeye başlıyor. Örneğin mesaj geliyor “Peşimi bırak seni sevmiyorum” diyor. Görüyor musunuz beni çok seviyor fakat duygularını bana gösteremiyor” diyor ya da “Bana acı çektirmek istiyor” diye düşünüyor.

Teknolojinin aşk bağımlılığı üzerinde etkisi çok büyük o zaman…

Çok daha kolay insanlarla birlikte olabiliyorlar, daha kolay insanları takip edebiliyorlar. Özel yaşam denilen şey artık yok. İnternet üzerinden herkes birbirini takip ediyor. Artık kavgalar bile birbirlerini silmekle oluyor. Bu tür bağımlılıkların oluşmasını kolaylaştırdı.

Seksi çok sevmek seks bağımlılığı mı?

Seks bağımlılığının ‘sekse aşırı düşkünlük’ olarak algılanmamalıdır. Seks ya da internette porno sitelere girme vb. davranışlarının saplantı haline gelmesi bu davranışın bağımlı olarak ele alınmasını sağlamaktadır. Bu kişiler işlerini ve sorumluluklarını yerine getirememe, gerçeklik duygusundan kopma, ilişkilerde başarısızlık, suçluluk duygusu yaşarlar. Bu yüzden seks bağımlılığı diğer bağımlılık yapan maddelerde olduğu gibi tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Günde 5 defa mastürbasyon yapan var

Seks bağımlılığının farkı ne?

Seks bağımlılığı biraz daha farklıdır. Mastürbasyon biraz daha ön plana çıkıyor. Çünkü ergenlik döneminde mastürbasyon devreye giriyor. Kişi mastürbasyon yaparak rahatlamayı öğreniyor. Belirli bir dönem sonra bu davranış kalıcı hale dönüşüyor. Kişi kendini sürekli mastürbasyon yaparken buluyor. Örneğin günde 5 defa mastürbasyon yapıyor. Sabah kalkıp otobüse binip, kadınlara değerek mastürbasyon yapmaya başlayarak keyif alıyor. Kimisi porno izliyor, kimisi internette bu sitelere giriyor. Her gün devam ediyor bunu yapmazsa işe dikkatini toparlayamıyor, kadınları takip ediyor, hayal aleminde o kadınla olmak istiyor, mastürbasyon yapıyor. Bu geçici bir çözüm oluyor. Bazen öyle kişiler var ki şirkette kendine ait bir oda yaptırıyor ve daha rahat mastürbasyon yapıyor. İş seyahatine gidecekse ilk araştırdığı şey seks shop’lar oluyor.

Örnek bir vakanız var mı?

M.O. 42 yaşında ve evli ve 2 çocuğu olan bir erkek. Aşırı mastürbasyon yapmaktan kliniğimize başvurdu. Sürekli aklında cinselliğin olduğunu her gün en az 3 kez mastürbasyon yaptığı söyledi. İş yerinde de zaman zaman kendini kontrol edemediğini ve mastürbasyon yaptığını söylüyor. İş yerinde sürekli internetten porno izliyor. Akşamları ise evde herkes yattıktan sonra gece 2 de porno film izlemeye başlıyor. Baştan çıkartma sahnelerinin onu çok etkilediğini belirtiyor ve sabah 5 e kadar mastürbasyon yapacağı sahneyi arıyor. Çocuklarının artık büyüdüğünü ve kendisini mastürbasyon yaparken yakalayacağından korktuğu için tedaviye başvurduğunu söylüyor.

Bu kişilerin normal seks yaşantısı nasıl oluyor?
Kimisinde eşiyle oluyor fakat mastürbasyon yapmaktan vazgeçemiyor ya da hiç olmuyor. Bu durumdan kurtulmak için evlenenler de var.

Ne kadar süre içinde tedaviden sonuç alıyorsunuz?
Eğer kişi istiyorsa gerçekten üç ayda sonuç olabiliyoruz. 8-12 haftalık bir program fakat bu programdan sonra da kontroller devam etmeli.

Eğer seks bağımlısı olduğunuzu düşünüyorsanız…

Profesyonel yardım almanız sizin için faydalı olabilir. Cinsellikle ilgili olarak kontrolden çıktığını fark etmeniz bir iyileşme yönünde ilk başlangıçtır. Bu noktaya sizi getiren fiziksel, duygusal ya da ekonomik problemler olabilir. İlk başta bunların neler olduğunun saptanması önemli bir aşamadır.

- Cinsellikle ilgili aktivitelerden uzak durmak örneğin sürekli porno izlememek, üye olduğunuz seksle içerikli kanalardan uzak durmak ve partner bulma sitelerinde uzaklaşmak.

- Bağımlılık nedeniyle bozulan ilişkilerini gözden geçirmek ve onları yeniden yapılandırmak.

- Stresinizi kontrol altında tutmak.

Çocuk doğurmak meme kanseri riskini azaltıyor

31 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Saglik

Uzmanlara göre meme kanserine yakalanma riskini azaltan nedenler arasında çocuk doğurmak da bulunuyor.

SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Kenan Erzurumlu, evlenip çocuk doğurarak emzirmenin meme kanseri riskini azalttığını söyledi.

Prof.Dr. Erzurumlu, kadınlarda en sık meme kanseri görüldüğünü belirtti. Bu hastalığın belirgin bir nedeninin bulunmadığını kaydeden Prof.Dr. Erzurumlu, genetik faktörlerin etkili olduğunu ifade etti. Prof.Dr. Erzurumlu, “Ailesinde daha önce meme kanseri olan kadınların bu hastalığa yakalanma riskleri daha yüksektir. Kanseri önleyen faktörlerin başında çocuk emzirme gelir. Kanserin ortaya çıkmasında, unsurlardan biri memenin östrojene maruz kalmasıdır. Östrojen hormonu, emzirme sırasında ve gebelikte azaldığından meme için koruyucu faktör oluşturuyor. Dolayısıyla bu kansere yakalanmamak için evlenmek ve çocuk doğurmak önemli bir önleyici faktördür. Emzirmenin süresi ne kadar uzun olursa o kadar iyidir” dedi.

Meme kanserinin genellikle 40′lı yaşlarda görüldüğünü dile getiren Prof.Dr. Kenan Erzurumlu, tedavide erken tanının çok önemli olduğunu kaydetti. Erkeklerde de meme kanserinin görülebileceğini ifade eden Prof.Dr. Erzurumlu, ancak erkeklerde görülme olasılığının kadınlara göre daha düşük olduğunu söyledi.

YouTube yeniden doğdu

26 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

YouTube sonunda dediğini yaptı, tepeden tırnağa büyük bir değişime imza attı. İşte o değişiklikler…

YouTube’da bugüne kadar pek çok ufak tefek değişiklik gerçekleşti, yeni özellik eklendi. Ancak bu sefer YouTube kökten değişti.

Eklenen yeni özellikler biriktikçe daha da dağınık ve kullanışsız bir hal alan YouTube sayfaları bu defa kapsamlı bir yeniden tasarımdan geçti. YouTube, kullanıcılardan gelen istekleri göz önüne alarak büyük değişiklikler yaptı. Yeni değişiklikler ile daha temiz ve kullanışlı hale gelen YouTube arayüzü, herkes için varsayılan arayüz haline getirilmeden önce tekrar kullanıcıların görüşleri alınacak.

Gereksiz yazı ve grafiklerin atıldığı yeni arayüz, sık kullanılan popüler özellikleri daha ön plana çıkarttı. Eski arayüze çok alışkın olanlar için hala bu seçenek açık. Ancak yeni arayüzde görüntülenen video çok daha iyi konumlandırıldı. Bu temizlikte, video izleme sayfalarında YouTube’un “Broadcast yourself” sözü bile ortadan kaldırıldı.

Yeni sürüm ile birlikte ortadan kalkan özellikler arasında yıldızlı not verme de var. Artık sadece iki seçenek var, sevdiniz ya da sevmediniz.

Yorumların üstünde yer alan ve alttaki yazıların yorumlar olduğunu belirten başlık bile bu temizlik ile birlikte kaldırılmış.

YouTube bu değişiklik ile iyice Google’a benzemiş durumda, daha temiz ve daha pratik. YouTube bunun daha ilk deneme olduğunu belirtiyor. Eğer kullanıcılar YouTube’un temizliği biraz fazla kaçırdığı düşünür ve eski arayüz öğelerinden bazılarını geri isterse, YouTube bunları geri koyacak.

Sitede tamamen değişmeyen bir özellik ise arama sonuçları oldu. Ancak yeni bir format henüz deneme aşamasında. Bu yeni formatta izlenmekte olan video küçük bir pencerede ekranda izlenmeye devam edecek. Böylece yeni bir şey ararken, açık olan video kapatılmamış olacak.

Günde 5 defa cinsel ilişkiye giriyor

26 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

Müzik grubu Spice Girl’ün eski üyesi Melanie B. günde 5 defa cinsel ilişkiye ihtiyaç duyduğunu söyledi.

FİTNESS SALONUNDA ŞOV YAPTI

Almanya’da “Uluslararası Fitness Haftası” etkinliğine katılan Spice Girl’ün 34 yaşındaki seksi kızı Melanie B, ilginç açıklamalarda bulundu. Cinsel ilişkiye girmeyi bir tür sportif faaliyet olarak değerlendirdiğini belirten Melanie, “İki yıldır evliyim. Ancak kocamla günde en az 5 defa cinsel ilişkiye giriyorum” dedi.

İki çocuk sahibi olan Melanie, çocukları çok sevdiğini daha fazla çocuklu bir aile istediğini belirtti.

”İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti”

17 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

İstanbul, 2010 yılının başlaması ile birlikte sahip olduğu Avrupa Kültür Başkenti unvanını düzenlenen törenle resmen devraldı.”İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” etkinliklerinin resmi açılış töreni, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde başladı.İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından, Ajansın koordinatörlüğünü de yürüten Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene, Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Bakanlar Kurulu üyelerinin yanı sıra KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, Almanya Federal Meclisi Başkanı Norbert Lammert, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Süryanileri Cemaati lideri Yusuf Çetin, İstanbul Valisi Muammer Güler, Belediye Başkanı Kadir Topbaş katıldı.

Tören, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden yaklaşık 40 ülke ve uluslararası kuruluşun temsilcileri ile iş, kültür ve sanat dünyasının önde gelen isimlerini de bir araya getirdi.

Cumhurbaşkanı Gül ve eşi ile Başbakan Erdoğan ve eşinin gecikmesi dolayısıyla tören planlanandan yaklaşık yarım saat sonra AKB Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç’in konuşmasıyla başladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 yılına girilmesiyle birlikte ”Avrupa Kültür Başkenti” unvanını alan İstanbul için ”Roma’ya, Bizans’a, Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış bu kentin her katmanı, tarihin bir sayfasıdır. İstanbul her zerresi ile her an canlı, her an dipdiri bir şehirdir” dedi.
Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış törenindeki konuşmasına başlarken, bütün İstanbulluları selamladığını, yurt dışından gelen katılımcılara da aynı zamanda bir İstanbullu olarak ”hoşgeldiniz” demek istediğini söyledi.

”Bugün İstanbul adına, Türkiye adına, Avrupa adına büyük bir heyecanı, büyük bir coşkuyu hep birlikte yaşıyoruz” diyen Erdoğan, insanlığın ortak mirası İstanbul’un bugün muhteşem bir törenle Avrupa’nın kültür başkenti olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, ”Bir yıl boyunca gururla taşıyacağımız ve her türlü zengin etkinlikle hakkını vermeye çalışacağımız bu payeyi bize kazandıran herkese teşekkür ediyorum” dedi.

İstanbul dostlarına, sevdalılarına, İstanbul’a emeği geçenlere, katkı verenlere, alın teri dökenlere en çok da İstanbul’a ve İstanbullulara teşekkür ettiğini belirten Erdoğan, ”Kurulduğu günden bugüne İmparator Konstantin’den Fatih Sultan Mehmet’e, Sultan Süleyman’dan Gazi Mustafa Kemal’e, ta buralara kadar İstanbul’u bir nakış gibi işleyen, güzelliğine güzellik katan herkesi saygıyla anıyor, şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sadece bir yıllığına Avrupa Kültür Başkenti payesini taşıyacak İstanbul’un, var olduğu sürece Avrupa’nın bir kültür merkezi olma payesini hiç kaybetmeyeceğini belirterek, ”Sadece İstanbul bile Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi olduğunun, AB’nin tabii üyesi olduğunun somut göstergesidir” dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ”İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” resmi açılış töreninde yaptığı konuşmada, İstanbul’un tarihin ve medeniyetin bir emaneti olduğunu vurgulayarak, bu emaneti bugüne kadar gurur ve onurla taşıdıklarını, bundan sonra da aynı hassasiyetle taşımaya devam edeceklerini söyledi.

Yolların kesiştiği İstanbul’da kültürlerin, medeniyetlerin, ırkların, renklerin kaynaştığını vurgulayan Erdoğan, İstanbul’u yegane yapan bir başka özelliğin de bu şehirde camilerin, kiliselerin ve havraların aynı sokak ve mahallede sırt sırta, barış, anlayış ve hoşgörü içinde varlıklarını sürdürmeleri olduğunu kaydetti.

Başbakan Erdoğan, İstanbul’da minarelerin birer estetik şaheser olarak gökyüzüne süzüldüğünü dile getirerek, şöyle devam etti:
”O minarelerden yükselen ezan sesi, çan ve hazan sesini bastırmaz. İstanbul, bir kültür başkenti olduğu kadar hoşgörü başkentidir. İstanbullu yazar Berberyan’ın dediği gibi; İstanbul, görmesini bilen göz için orkideler ile güllerin, leylaklarla mimozaların, papatyalarla kır çiçeklerinin ve yabani otların bir arada derlendiği koca bir çiçek demetidir. İstanbul medeniyetler doğurduğu kadar, medeniyetlerin kesiştiği noktada bulunduğu kadar, medeniyetlerin ittifakına ev sahipliği yapan şehirdir. İstanbul, özgürlük şehridir.”

”SEVGİ MEDENİYETİMİZİN EN SOMUT YANSIMASI”

İstanbul’da hiçbir anıtın, hiçbir eserin gölgede kalmayacağını ifade eden Erdoğan, İstanbul’da hiçbir kimliğin de baskı altına alınamayacağını söyledi.

Bu şehirde her kültürün kendine geniş bir yer bulduğunu, her kültürün kendi kimliğiyle özgür şekilde var olduğunu ve kendini özgürce temsil ettiğini belirten Erdoğan, ”Bize göre büyük şehirler medeniyetin aynasıdır. İstanbul, bizim sevgi medeniyetimizin en somut yansımasıdır” diye konuştu.
İstanbul’un fatihi Sultan Mehmet’in, fethin hemen ardından yayımladığı Galata Ahitnamesi’ne de değinen Erdoğan, ahitnamenin, İstanbul’da her topluluğun kendi dillerini kullanma, kendi dillerinde eğitim görme, dinlerini ve inançlarını serbestçe yaşama, kültür ve ananelerini yaşatma, tarihi varlıklarını huzur ve güven içinde sürdürebilme teminatı verdiğini anlattı.

Başbakan Erdoğan, ”557 yıl boyunca millet olarak bu ahdi düstur edindik, edinmeye de devam ediyoruz. Biz, insanı sadece ve sadece insan olduğu için, yaradılanı yaradandan ötürü seven bir kültürden geliyoruz” diye konuştu.

Erdoğan, 81 vilayetin tamamında yaşayan vatandaşların, onlarla birlikte tüm dostlarının ve misafirlerinin emniyeti, hürriyeti, inanç özgürlüğü ve kutsal değerlerinin teminatları altında olduğunu vurgulayarak, ”Bizde ve bizim şehirlerimizde hoş görülmeyen yegane şey, insanın insana zulmüdür” dedi.

”İSTANBUL, AVRUPALI BİR ŞEHİR”

İstanbul’un Avrupalı bir şehir olduğuna dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
”İstanbul, bir Avrupa şehridir. İstanbul, tarihi, kültürü, medeniyeti ve insanlarıyla, geçmişi ve geleceğiyle yüzü Avrupa’ya dönmüş bir şehirdir. İstanbul, Avrupa kültürünü özümsediği kadar, Avrupa kültürünü şekillendirmiş bir şehirdir. İstanbul sadece bir yıllığına Avrupa Kültür Başkenti payesini taşıyacaktır, ancak var olduğu sürece Avrupa’nın bir kültür merkezi olma payesini hiç kaybetmeyecektir. Sadece İstanbul bile Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi olduğunun, AB’nin tabii üyesi olduğunun somut göstergesidir.”
Bir yıl boyunca burada yapılacak etkinliklere katılmak için, İstanbul’u gezip görmek için gelecek misafirlerin Türkiye’yi AB üyeliğine bir adım daha yaklaştıracağına gönülden inandığını dile getiren Erdoğan, İstanbul’un son dönemde çok başarılı organizasyonlara imza attığını anlattı.
İnşa ettikleri kongre, spor ve sanat merkezleriyle bu güzel şehri geleceğe hazırladıklarını kaydeden Erdoğan, ”Tarihi birikim üzerinde modern bir gelecek imar ediyoruz. İstanbul’u dünyanın finans merkezi haline getirmek için de yatırımlarımız sürüyor” diye konuştu.

Açılış törenine katılan konuklara da seslenen Erdoğan, ”İstanbul’da lütfen kendinizi evinizde gibi hissedin. İstanbul’da kendinizi kendi şehrinizde gibi hissedin. İstanbul’un sesinde sizin sesiniz, İstanbul’un nefesinde sizin nefesiniz var. Tekrar hoş geldiniz” dedi.

Başbakan Erdoğan, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin ülkeye, millete ve dünyaya barış, kardeşlik ve hayırlar getirmesini temenni ederek, 2010′da İstanbul ile aynı unvanı taşıyacak Macaristan’ın Pecs ve Almanya’nın Essen kentlerine de başarılar diledi.

”GÖZ NURU DÖKMÜŞ TÜM SANATÇILARI SELAMLIYORUM”

Başbakan Erdoğan, ”Ayasofya’yı imar eden İsidoros ile Anthemios’u, Süleymaniye’nin mimarı Sinan’ı, Sultanahmet’in mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’yı, tüm mimarları, İstanbul’u ifade eden tüm şairlerimizi, Fuzuli’yi, Baki’yi, Nedim’i, Nefi’yi, Mehmet Akif’i, Yahya Kemal’i, Necip Fazıl’ı, Ziya Osman Saba’yı, Nazım Hikmet’i, Attila İlhan’ı, Orhan Veli’yi, İstanbul için göz nuru dökmüş tüm sanatçıları hürmetle selamlıyorum” dedi.

Tarihi bir şehir olan İstanbul’un aynı zamanda bir kültür ve medeniyet şehri olduğunu vurgulayan Erdoğan, kentin her köşesiyle tarih koktuğunu belirtti. Erdoğan, ”Roma’ya, Bizans’a, Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış bu kentin her katmanı, tarihin bir sayfasıdır. İstanbul, her zerresi ile her an canlı, her an dipdiri bir şehirdir” diye konuştu.

İstanbul’un rengi, kokusu ve seslerinin tüm dünya şehirlerinden farklı olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Evet, İstanbul biraz, Saraybosna’dır, biraz Kudüs’tür, biraz Paris’tir, Viyana’dır, Madrid’dir, Bağdat’tır, Şam’dır, Amman’dır. Ama İstanbul en çok da İstanbul’dur” ifadesini kullandı.
Erdoğan, 5 kıtanın esintilerini, ezgilerini, seslerini, tatlarını ve renklerini yansıtan İstanbul’un, 5 kıtanın şehirlerine esin kaynağı olacak kadar özel ve özgün olduğunu da dile getirerek, ”İstanbul sevinirse Kahire sevinir, Beyrut sevinir, Bakü sevinir, Üsküp sevinir. İstanbul hüzünlenirse insanlık hüzünlenir” dedi.

Başbakan Erdoğan, dünyada ortasından ırmak geçen nice şehirler bulunduğunu, ancak ortasından deniz geçen yegane şehrin İstanbul olduğunu dile getirerek, bir yarısı Asya’da diğer yarısı Avrupa’da olan yegane şehrin de yine İstanbul olduğunu söyledi.

”İSTANBUL BİR MASAL GİBİ….”

Başbakan Erdoğan, nice ressama esin kaynağı olan İstanbul’un binlerce fotoğrafçı tarafından, milyonlarca kez her köşesinin pozlandığını, bu şehrin her köşesinin şairlere ilham kaynağı olduğunu, nice şairlerin İstanbul’a methiyeler düzdüğünü ve güzellemeler yazdığını ifade etti. Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
”Yahya Kemal’in dediği gibi azizdir İstanbul. ‘Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul/ Görmediğim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer/ Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul/ Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer’. İstanbul bir masal gibi gerçek üstü bir şehirdir.
Cemal Süreyya’nın dediği gibi, bu şehirden tramvaylar Laleli’den dünyaya kalkar. Sezai Karakoç’un dediği gibi İstanbul bu yeryüzünden ve gökyüzünden öteki bir şehirdir. Necip Fazıl’ın dediği gibi ‘Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar/ Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar/ Gecesi sümbül kokan, Türkçesi bülbül kokan İstanbul İstanbul’.
Nazım Hikmet’in dediği gibi ‘Sen ki topraksın seni sevmeyi bilmeli/… Sen ki topraksın durup dinlenmeden değişirsin’ ve Nedim’in dediği gibi ‘Bu şehri İstanbul ki misli benzeri yoktur/ Bir taşına bütün Acem mülkü fedadır.”

Başbakan Erdoğan, bu sözlerinin ardından ”İnşallah simültanede bir yanlışlık olmuyordur” diyerek espri yaptı.

BU YOLLAR KAPALI

TAKSİM – 16.00-22.30 arası, Taksim Meydanı ve bağlantı yollarında trafik akışı kontrollü sağlanacak ve zaman zaman yollar araç trafiğine kapatılacak.

BAĞCILAR – 17.00-22.30 saatleri arasında şu yollar trafiğe kapalı: Ahmet Yesevi Cad., Esenler Caddesi’nden meydana giden yol, Bağcılar Meydanı’ndan Bakırköy’e dönen yol, Birlik Caddesi’nden meydana giden yol, Bakırköy Caddesi’nden Bağcılar’a gidiş.

KADIKÖY – Gazanfer Bilge benzin istasyonundan itibaren otoparka doğru olan Albay Faik Sözener Caddesi kapalı.

PENDİK – Yalova iskelesinin karşısındaki Güldeste Caddesi’nde araç geçişine izin verilmeyecek.

TAKSİM’DE HAVAİ FİŞEK DÜZENEĞİ

Kültür Başkenti açılış etkinliklerinin en önemli ayağı olan ve Tarkan’ın da konser vereceği Taksim’de hummalı çalışmalar tamamlandı. Gösteriler için dev bir platform yapıldı ve ses düzenleri kuruldu.

Havai fişek ve ışık gösterileri için rampalar hazırlanıp, onlarca görevli Taksim Meydanı’nı tarihi geceye yetiştirmek için soluksuz çalıştı. Taksim’deki kutlamalar başlamak üzere.

TÜRK, KÜRT, ERMENİ SANATÇILAR SAHNEDE

Haliç Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılacak protokol konuşmalarının ardından tören, Yekta Kara’nın bu gece için özel olarak tasarladığı ve yönettiği “İstanbul Büyüsü” adlı özel performansla devam edecek. 65 dakika boyunca, sanatın farklı dallarından 303 sanatçının sahnede yer alacağı gösteri, müzik, dans, şiir, İstanbul’a özgü ses ve görüntülerle, İstanbul’un sahip olduğu çok katmanlı derin kültürel mirası, şehrin enerjisini ve ilham kaynaklarını gözler önüne serecek.

Şiir, dans, müzik, İstanbul ses ve görüntülerinden oluşan 5 farklı unsurun yer aldığı “İstanbul Büyüsü” adlı gösteride, aralarında Sultan Abdülaziz, Mozart, Ahmet Adnan Saygun, Minur Nurettin Selçuk, Orhan Veli Kanık gibi farklı isimler tarafından, İstanbul hakkında üretilmiş 24 eser farklı sanatçılar tarafından yorumlanacak. Tarihi boyunca üç imparatorluğa ev sahipliği yapmış İstanbul’un tüm değerlerini içeren gösteride ünlü sanatçılar, Aynur, Bekir Ünlüataer, Cüneyt Türel, Dilek Türkan, Fatih Erkoç, Kevork Tavityan, Kubat, MFÖ, Sertap Erener, Yetkin Dikinciler ve Zuhal Olcay farklı performansları sergileyecek. Ayrıca programda İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Yarkın Perküsyon Grubu, Devlet Opera Korosu Sanatçıları, Çocuk Korosu, Devlet Balesi Dansçıları ve Pulathane Halk Oyunları Grubu da yer alacak.

Bu özel gösterinin hemen ardından, etkinliğe katılacak protokol mensupları Haliç Kongre Merkezi’nin önündeki iskelede, enerjisini İstanbul’dan alan bir “Kent Etkinliği” olarak tasarlanan özel ışık ve havai fişek gösterisi için butona basarak 2010′a start verecek. Bir kilometrelik alanda, Altın Boynuz Haliç’i bir festival alanına çevirecek bu görsel şölen aynı zamanda, Taksim, Kadıköy, Pendik, Sultanahmet, Beylikdüzü ve Bağcılar meydanlarında kurulan özel ekranlarla izlenebilecek. Aynı zamanda televizyon kanallarına verilecek görüntüler sayesinde Haliç’teki bu unutulmaz şölen tüm Türkiye’ye ulaşacak.
Haliç’teki törenle eş zamanlı olarak tüm İstanbulluları bu coşkuya ortak edecek farklı programlar da İstanbul’un dört bir yanında devam edecek. Taksim, Kadıköy, Pendik, Sultanahmet, Beylikdüzü ve Bağcılar meydanlarında, DJ performansı, dans ve müzik gösterileri gecenin ilk saatlerinde İstanbullularla buluşacak.

HANGİ SANATÇI NEREDE SAHNE ALACAK?

Gecenin en büyük sürprizlerinden birisini ise Taksim ve Kadıköy’deki özel gösteriler oluşturacak. Bugüne kadar, Dubai, İngiltere, Fransa, İspanya ve Brezilya gibi birçok farklı ülkede düzenlenen dev organizasyonlarda gerçekleştirdikleri gösterilerle dünya çapında ün kazanan Fransız Group F tarafından, Taksim’de Ateş Tiyatrosu, Kadıköy’de ise Balon Tiyatrosu sahnelenecek. Birçok medeniyetin ve farklı kültürlerin izlerini taşıyan, İstanbul’un kültürel zenginliğinin kaynağı Haliç’ten başlayacak “Kent Etkinliği”nin parçası olan bu iki önemli Kentsel Tiyatro’da gökyüzü sahne olarak kullanılacak.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti açılışı için özel olarak hazırlanan müzik ve şovlarıyla sahne alacak sanatçılar, patlayıcı efektlerden oluşan, yeni teknolojilerin ve tasarımların kullanıldığı şovlarıyla izleyenlere unutulmaz anlar yaşatacak. Bu gösteriler, diğer meydanlardaki ekranlardan da tüm İstanbullular tarafından izlenebilecek.

Haliç’teki ses ve ışık gösterilerine start verilmesinin hemen ardından, bu altı farklı meydanda düzenlenecek konserlerle İstanbulluların 2010 coşkusu doruğa ulaşacak. Bugüne kadar Türkiye’yi yurtdışında da başarıyla temsil etmiş önemli ses sanatçılarının ve gruplarının, performanslarıyla İstanbullular, Taksim’de Tarkan, Kadıköy’de Mor ve Ötesi, Beylikdüzü’nde Nil Karaibrahimgil, Sultanahmet’te Mercan Dede, Pendik’te Kıraç ve Bağcılar’da Zara ile kutlamalara kaldıkları yerden devam edecek.

Aralarında Sakıp Sabancı Müzesi, Aşiyan Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı Müzesi’nin da bulunduğu İstanbul’un öne gelen kültür sanat merkezleri ve müzeleri bu özel gece için saat 24.00′e kadar kapılarını açık tutacak. İstanbullular ve gecenin organizasyonu için kente davet edilen; uluslararası diplomatlar, basın mensupları ve kültür sanat dünyasının önde gelen isimleri belki de hayatlarında ilk kez böylesine önemli kültür merkezlerini gecenin ilerleyen saatlerinde gezebilme fırsatı bulmuş olacak.

RAKAMLARLA BU GECE

-7 mekanda, farklı sanat disiplinlerine mensup toplam 500 sanatçının sahne alacağı kutlama etkinlikleri için 900 kişilik teknik ekip çalıştı. Tüm etkinlikler için 6 bin’e yakın kişi hazırlık çalışmalarını yürüttü.

-Hem Haliç Kongre Merkezi, hem de 6 meydanda gerçekleştirilecek tüm etkinlikleri bin 550 kişilik bir organizasyon ekibi yürütüyor.

-Tüm etkinliklerin sorunsuz bir şekilde yapılabilmesi için toplamda 3 bin 500 kişilik emniyet ve güvenlik ekibi görev alıyor.

-300 kişilik canlı yayın ekibi, tüm Avrupa’nın merakla beklediği açılış etkinliğini tüm dünyaya canlı yayınlamak üzere hazırlıklarını tamamladı.

Dikkat nette dolandırıcı var!

02 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

Günlük hayatımıza giren internet, dolandırıcıların da geçim kaynağına dönüştü. Yetkililer uyarıyor, çok beğendiniz bir ürünü çok ucuza satın aldığınızı sanarak, dolandırıcıların ağına düşebilirsiniz. Ayrıca, birbirinden cazip teklifler ve fotoğraflarla karşınıza çıkan arkadaşlık sitelerinin kredi kartı dolandırıcılarının tuzağı olması ihtimali oldukça yüksek.

Bilişim teknolojisi uzmanları vatandaşı internetteki dolandırıcılara karşı uyardı. Birçok şekilde ortaya çıkan dolandırıcılık eylemlerinin son zamanlarda, partner, sesli chat, escori gibi tanımlarıyla kullanıcıları kendine çeken ve zarara uğratan web siteleriyle sık sık karşılaşıldığına dikkat çeken uzmanlar, bu tür web sitelerinin kolay yoldan para kazanmak için dolandırıcılık eylemlerine başvurmayı hedeflediğini belirtti.

“ARKADAŞIM OLUR MUSUN?”
Arkadaşlık, sohbet, resim gibi içerikler sunacaklarını taahhüt eden bu tür web sitelerinin, kullanıcıları üye yaptığı, sonrasında içeriğin bir kısmını sunarak daha fazlası için talep oluşturmakta ve bunun da farklı düzeydeki bir kullanıcı hakkıyla yapılabileceğini söyleyerek kullanıcılarını maalesef mağduriyetlerle dolu bir serüvene sürüklediği kaydedildi. Uzmanlara göre, bu tür web sitelerine üye olanlara ait bilgisayarların “IP”leri tespit edilerek, kullanıcıların yaşadığı illere göre tanıtımlar yapılmak suretiyle dolandırıcılık eylemlerine zemin hazırlanıyor. Üye olan kişiye, başka bir kullanıcıdan atılmış gibi gözüken bir mesaja (ör: Aslı size mesaj gönderdi!) ya da profilinde kullanıcıları etkilemesi beklenen nitelikte resimleri sunan kişilere ulaşmak için, para karşılığı üye olunan bir profile geçmeleri gerektiği aldatmacasıyla, (Ör: Asìt’nin gönderdiği mesajı okuyabilmeniz için Gold üye olmanız gerekmektedir!) kullanıcılar, paralı üye olmaya doğru çekildiği belirtildi.

OLMAYAN ÜYELER
Uzmanlar, bu tür siteler üzerinde bir çok online üye bulunduğunu gösteren sayıların da aslında tamamen bir aldatmaca olduğunu belirterek, site ortamında kimse bulunmadığı halde, varmış gibi gösterilmesinin, kullanıcıları heveslendirip üye olmalarının amaçlandığına dikkat çekti.

Mağduriyet yaşamaması için vatandaşların daha dikkatli olmaları, şüphelendikleri bir durumda Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Bilgi ve İhbar Merkezi’ne bildirmeleri istendi. Vatandaşlardan gelen şikayetlerin, dolandırıcılığın hangi boyutlara ulaştığını gösteriyor. İşte bir kaç örnek:

“Şikayet konusu siteye üye olduğunuzda sahte resmilerle var olmayan bayan üyeler aracılığıyla kontör dolandırıcılığı yapılmaktadır. Size standart üye iken inanılmaz mesajlar gönderen bu sahtekar siteler, Gold üye olunca ne hikmetse asla hiçbir üyeyle iletişim kurmanızı sağlayamıyor. Çünkü o kişiler aslında yok. Sadece bilgisayar yazılımı. Söz konusu olay nitelikli dolandırıcılıktan başka bir şey değildir. Kanunlara saygılı bir vatandaş olarak bu siteleri şikayet etmeyi kendime görev olarak kabul ettim. Yardımcı olur bu siteleri yasaklar ya da kapattırırsanız bu ülke insanını dolandırılmaktan kurtarmış olursunuz.

“SONRA MESAJ YOK”
Sayın görevliler, söz konusu web sitesi tanı bir çete görünümünde insanların paralarını gasp etmeye yönelik hazırlanmış ve sahte rumuzlu kişiler ve pc’lerle sürekli hatta olup sürekli mesaj atıp insanların kafalarını çelmeye yönelik çalışmaları sayesinde gold üyeliğine yönlendirip daha sonra istedikleri parayı tahsil ettikten sonra üyeler ile hiçbir şekilde mesaj ve bağlantı kurmuyorlar. Sizlerden ricam bu web sitesinin gözlem altına alınması ve gerekli yasal işlemlerin başlatılması, zira bu ihbarı emniyet teşkilatına bildirmeyi de kendime görev edindim.

“ERKEKLERİ KANDIRIYORLAR”
Bu sitelerden şikayetçiyim. İnsanları dolandırıp kredi kartı bilgilerini alıp, bayan olarak bir kaç resim koyup erkekleri kandırıyorlar bu durumdan rahatsızım gereken işlemleri yaparsanız sevinirim diğer insanları ruhsal olarak ve genç yaştaki çocukları psikolojik olarak etkiliyor.

“ÜRÜNÜMÜ HALA ALAMADIM”
www…com adlı internet sitesini ve firmayı dolandırıcılık suçundan ihbar etmek istiyorum. ../../2009 tarihinde bu site üzerinden yapmış olduğum alışverişte firma ürünleri göndermediği gibi para iadesi de yapmamıştır. Kendisini firma yetkilisi olarak tanıtan bu şahıs sürekli beni oyalamakta lütfen bu konu hakkımda bana yardımcı olun.

“SANKİ DEVLET KURUMU”
www…com vergi kimlik no adlı link kişilerden kişisel bilgilerini “Vergi No Sorgulama” adı altında alıp kötü amaçlarla kullanmaktadır. Site sanki “Vergi No”yu sorgulayan bir devlet sitesi görünümündedir. Ancak böyle bir şey yok. Site Kurban kişilerin bilgisini alıp başka amaçla kullanmaktadır. Bu sitenin kötü amaçlı olduğunu düşünmekteyim.

“AÇIK ARTIRMALAR KENDİ ADAMLARINDA KALIYOR”
www…com sitesinde güya açık artırma kisvesi altında insanları dolandırıyorlar, örneğin bir ürünün açık artırması diyelim ki akşam 21:00 de bitecek ama o saatte kesinlikle bitmiyor, en az 3-4 saat devam ediyor, bir ürüne bir artırım yapman için kota alman lazım. 700 kere arttırmak için alacağın kotanın bedeli 525 TL. Bir led tv’ye açık artırma yapman için 700 defa artırım yapman lazım. Olayın içeriği insanları bir birine düşürüp kota satmak, yoksa ürün 3 TL – 30 TL arası bedellere satılıyor, bu rakamda insanlara cazip geliyor, ama insanlar dolandırıldığını bilmiyor, farkında değiller, ürünü alanlarda genelde aynı kişiler, kendi adamlarının alıp almadığı hakkımda hiç bir garanti yok ne milli piyango idaresi ne de noter eşliğinde yapılıyor, kafalarına göre artırımı açıp kapatıyorlar. Sonuç olarak bu tür sitelerin halkımıza maddi ve manevi zarar verdiğini düşünüyorum ve bu sitenin kapatılmasını ve bu satışlardan menfaat sağlayan insanların kanun karşımda hesap vermelerini istiyorum.”

İkizler farklı yıllarda doğdu!

02 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

ABD’nin Florida kentinde Margarita Velasco adlı kadının tek yumurta ikizi olan oğulları birkaç dakikalık fark ile farklı yıllarda doğmuş oldu.İkizlerden Marcello geceyarısından önce doğarken, Stephano yeni yılın ilk dakikalarında dünyaya merhaba dedi.

Yaklaşık 10 hafta erken doğan bebeklerin yoğun bakımda tutulduğu ve sekiz hafta içinde evlerine gönderilecekleri bildirildi.

İkinci mastürbasyon hadisesi

02 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

Hülya Avşar’ın ‘Berlin In Berlin’ filmindeki mastürbasyon sahnesi artık yalnız değil! ‘Vavien’in genç oyuncusu Nedim Suri, Avşar’ın tahtını çıplaklık sergilemeden sallamayı başardı. 16 yıl önce çekilen ‘Berlin in Berlin’ filmindeki, Hülya Avşar’ın meşhur mastürbasyon sahnesine rakip çıktı! ‘Vavien’de ilk kez kamera karşısına geçen Nedim Suri, Türk Sineması’nın en gerçekçi ve en komik mastürbasyon sahnesine imza attı.
ALIŞTI, RAHATLADI

Filmde, Celal (Engin Günaydın) ve Sevilay’ın (Binnur Kaya) ergenliğe yeni adım atmış ve ilk aşkının heyecanını yaşayan çocuklarını canlandıran 18 yaşındaki Nedim Suri; mastürbasyon sahnesinde yaşadıklarını şöyle özetledi: “İlk sinema filmimde, ilk çektiğim sahne oydu artık bana uğur mu getirir bilmiyorum. O sahnenin çekimi eğlenceli geçmişti. Başlarda gergindim ama zaman geçtikçe alıştım daha rahat hareket edebildim. Arkadaşlarım arasında alay konusu olmaktan kurtulamadım. İzlerken başlarda utandım ama salondaki gülmeler rahatlattı beni. Nedim Suri’nin ‘Vavien’deki bir başka zor sahnesi ise aşık olduğu komşu kızıyla öpüşmesi oldu. Genç oyuncu, bu sahne için de şunları söyledi:

NORMAL ŞEYLER

“Film çekimleri sırasında İlker Aksum, benim öpüşme sahnelerim için ‘Oooo en iyi rolü sen kaptın’ diye espri yaptı. Ama çekerken ve izlerken de bir tedirginlik duymadım. Oyunculuk okuduğum için bunlar normal şeyler. Orada yapılanlar gerçek değil ama filmi izledikten sonra kız arkadaşımla aram açıldı. Neyse ki sonrasında anlayışlı davrandı. Aramızda hallettik bir şekilde. Gönlünü aldım.”

SAÇLARIMDAN DOLAYI PAPAZ ADINI TAKTILAR

‘Vavien’ filminde Engin Günaydın’ın oğlunu canlandıran 18 yaşındaki Nedim Suri; Moda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi Oyunculuk ve Tiyatro bölümü mezunu. Bu yıl konservatuara girmek için üniversite sınavlarına hazırlanan Suri, Sihirli Anahtar Cast Ajansı’na bağlı olarak çalışıyor. Bugüne dek çeşitli reklam filmlerinde oynayan Nedim Suri, ‘Vavien’deki mastürbasyon sahnesi yüzünden arkadaşları arasında ‘alay konusu’ olduğunu söyledi.

AİLEM DESTEKLEDİ

Nedim Suri, ailesinin oyunculuk konusunda kendisini çok desteklediğini belirterek şunları söyledi: “Filmi seyredenler sokakta beni tanıyor, tebrik ediyor. Bu benim için büyük moral oluyor. Geçtiğimiz günlerde bir alışveriş merkezinde sinemadan çıkan biri ‘Filmin yıldızı sensin’ dedi. Çok keyif aldım, motive oldum. İlk oyunculuk deneyimim. Bu anlamda şanslı olduğumu düşünüyorum. Çünkü, onca genç oyuncu arasından beni seçtiler.” Film çekimleri sırasında ailesinden yaklaşık bir ay uzak kaldığını belirten genç oyuncu, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Bir ay boyunca Tokat Erbağ’da kaldık. Set ekibi çok keyifliydi. Sıcak bir ortamdı. Sette bana saçlarımdan dolayı papaz diye lakap taktılar. Küçük bir yer olduğu için çok fazla yapacak birşey yoktu…”

ÇIPLAKLIK YOK AMA ÇOK GERÇEKÇİ

Celal, Samsun’da pavyona gitmek için karısının bodrumda sakladığı paraları tırtıklarken, yukarıdan bir ses duyuyor.

Celal, acı gerçekle yüzleşiyor ve sakladığı porno DVD’leri oğlunun bulduğunu farkediyor. Celal’in oğlu ise bu arada çoktan kemerini çözmüş ve pantolonunu indirmiş.

Celal’in oğlu ise bu arada çoktan kemerini çözmüş ve pantolonunu indirmiş… Filmdeki ‘mastürbasyon’ sahnelerine, sandalyenin gıcırtıları ahenkli bir şekilde eşlik ediyor. Filmde rahatsız edici hiçbir çıplaklık yok. Her şey çok gerçekçi ve komik bir dille anlatılıyor.

Celal’in oğlunun bilgisayar ekranına yansıyan yüzü gayet mutlu olduğunu gösteriyor. Babasına yakalandığını ise bilmiyor.


www.alevilerinsesi.net
onlinewebstat